Ne zulüm, ne merhamet, yalnızca adalet.
Kuyular ve toplu mezarlar açılmayı bekliyor... Faili meçhulün, infazların, yüzlerce kayıbın, kitle katliamlarının, provokasyonların bu bir avuç çetecinin kararı ve organizasyonuyla gerçekleştirildiğine inanmamız isteniyor. Hayır... Failler her şeyden önce devletle var oldular. Dünyanın tüm ülkelerinde kontralar devlet tarafından oluşturulmuş ve devlet birlikte var olmuştur... Ta ittihatçılara kadar gider bu öykü... Ama her zaman Ece Ayhan ın dizelerindeki gibi devlet dersinde öldürülmüşüz.
Buraya bakın, burada, bu kara mermerin altında Bir teneffüs daha yaşasaydı, Tabiattan tahtaya kalkacak bir çocuk gömülüdür Devlet dersinde öldürülmüştür
***
Ana yüreğini yakanlar, çocukları yetim bırakanlar, sevgiyi karanlıkta boğanlar ne yazık ki kendine hukuk devleti diyen bir yapıda hala aramızda dolaşmaktadırlar. Bazıları ise aklandı ya da ödüllendirildi. Hiç eksik olmadılar
Onlar düzenin hacıyatmazları gibi her dönem vardır zaten. Yanlış kurulmuş denklemler gibidirler. Vazifeleri ve ulufeleri vardır. Yaşamın yüzünde bin yıllık çıban gibidirler. Kirli belgelere mühür olurlar tarihin sayfalarında. Yalanın ve talanın parmak izleridir onlar.
Miadı geçmiş yasalardır onlar. Tel örgüler girdabında mahşerdir, demir parmaklıklardır, zindandır, zulmettir onlar..
Bozulan düzendirler, boşalan köylerdir. Faildirler, tetiktirler, kan ve barutturlar, ateştirler, yangındırlar, suçturlar...
Sahtedir suretleri.. Vatan, Millet, Sakarya derken... Ezan ve çakıl taşı derken yalandırlar dolandırlar, kasalarının şişman karnıdır meramları.
Sistemin kokuşmuş aygıtlarıdır onlar...Öncül ve ardılları vardır. Geniş bir ailedir onlar. Cici anneleri, babişkoları ve dayıları var sırtını dayadıkları...
Kalaylanmış yıldızları ve adları kazındığında, altında apoletleri, cübbeleri, kırılan kalemleri, darağaçları ve cellatları çıkar. Koynumuzda ferman, boynumuzda urgan oldular...
Hiç çapraz ateş arasında kalmadı onlar... Yüzlerine hiç tereddütsüz bakmadı ölüm. Gecenin karanlık tezgahından geçmediler Yüzlerini bir seher yeli yalamamıştır. Saçları bir yağmurda yıkanmamıştır.
Onlar karanlıkta hiç renk aramadılar,hiç karalar bağlamadılar, hiç dünyaya sıkışıp kalmadılar...Hiç gönülden anlamadılar. Bir şarkısı bir şiiri olmadı... Bir çocuğa anlatacak masalları olmadı...
Zayıflıklarla dolu olsalar da hep güçlüyü oynadılar.Yalanlardan kaleler ve kuleler oluşturdular. Sırça köşklerinde kendilerini mutlu ve memnun sandılar. Hiçbir konuda göstermedikleri kararlılıklarını müzmin alışkanlıklarında, inkarlarında ve vahşetlerinde gösterdiler... O kadar kötü bir alışkanlıktı ki; ne zaman hayat biraz soluklanmaya başlasa paranoyalarını, fobilerini devreye soktular... Ne zaman birileri kale ve kulelerini zorlasa korku nöbetleri tuttu...
***
Gerçekçi olalım...Ey ahali,ey yazan bozan takımı, gazeteciler, köşe yazarları,aydınlar, siyasiler,komutanlar,bilumum ahkamcılar... Sözüm size...
Sadece bir örnek... Türk Silahlı Kuvvetleri namına İlker Başbuğ a soralım bakalım; siz kılıcın keskin tarafı teninizde küçük bir yara açınca mı hukuku ve hukukun üstünlüğünü hatırladınız? Vatandaşın canına ve malına kasteden, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarını katleden devlet görevlileri mahkemelerde peş peşe beraat ederken de hukuku ve hukukun üstünlüğünü hatırlıyor muydunuz? Sizin dosyalarınızda Fırat ın ötesi hiç yer aldı mı?.. Dereleriniz kurumadı mı daha. Artık bırakalım bin dereden su getirmeyi... Biraz vicdan, biraz cesaret, biraz dürüstlük... Sorunuzu da yanıtınızı da doğru oluşturun:
Devletin ve tabiatın ortak ve yanlış sorusu şuydu:
- Maveraünnehir nereye dökülür?
En arka sırada bir parmağın tek ve doğru karşılığı:
- Solgun bir halk çocukları ayaklanmasının kalbine!dir
***
Gözaltında kayıplar,faili meçhuller, köy boşaltmalar, toplu mezarlar, işkenceler gibi acıların uzun yıllardır yaşanmakta olduğu bu coğrafyaya bakın asıl.
Evet... Ergenekon un asıl alanı. Kayıplar coğrafyası, Fırat ın ötesidir. Buralara el atılmadıkça bir kez daha görülecektir ki, tüm bu sansasyona, kuru gürültüye rağmen, bu süreç de fiyaskoyla sonuçlanacak. Susurluk ta, Şemdinli de Türkiye bağırsaklarını temizliyor , artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak tespitlerinin arkası nasıl derin bir hayal kırıklığı olduysa, bugün birkaç kontra elemanının tutuklanmasıyla aynı düşleri görenler de, aynı hayal kırıklığına uğrayacaktır... Ama ne yazık ki derin devlet derin millet ini de oluşturdu.. Halkın bizzat kendisi bunu istediği zaman yaraya derin lemesine bir neşter vurulabilecek.
Bizler sormadıkça, bu çark içinde söz söyleme yetkisine sahip birkaç atar tutar aldıkları talimatlardan duydukları sevinci manşetlerinde taçlandıracaktır elbette. Onlar bunu yaparken bizlerin, manipülasyonlardan sıyrılıp, sorgulayan ve hesap soran bir duruş göstermemiz gerekecek...
Yoksa yanlış bağlanır daha çok hüküm giyeriz bu yaradan... |