Hükümet yine göz boyama peşinde... Süslü bir takım laflarla en kötü şeyleri bile hoşmuş gibi göstermede uzmanlaştı .
Basından izliyorsunuzdur. Ceza Kanunu nun 301. ve 305. maddelerinin değişmesini öngören teklifini meclis başkanlığına sunmuş,Adalet Komisyonu nun gündemine gelmesi bekleniyormuş... Neymiş efendim, teklif; 301. maddede yer alan Türklüğü ibaresinin, Türk Milleti , Cumhuriyeti ibaresinin de Türkiye Cumhuriyeti olarak değiştirilmesini öngörüyor...muş. Yani eski tas eski hamam.
Düşünce özgürlüğünün önündeki tek engel 301 değil elbette, TCK nin birçok maddesi düşünce özgürlüğünün önünde engel teşkil ediyor. Bu maddeler nedeniyle çok sayıda aydın ve yazarımız yargılandı. TCK adeta düşünce önündeki mayınlı bir tarla gibi karşımızda duruyor. Konunun uzmanları, devletin kendi haklarını bireye empoze edemeyeceğini ve çıkardığı ceza kanunlarının bir baskı aracı olmaması gerektiğini, bu maddenin içeriği itibariyle devleti ve kurumlarını yurttaşlarına karşı tabulaştırarak korumakta olan çağdışı bir düzenleme olduğunu, basın özgürlüğünün tam olarak kullanılmasının önünde önemli bir engel teşkil ettiğini defalarca açıklayıp işin vahametine dikkat çektiler.
***
İnsanın yaşamını daraltan, varlığını yok eden, özgürlüğünü kısıtlayan her uygulama, yalnız yazarın, düşünürün değil, doğrudan doğruya halkın varlığına yönelik bir saldırı olarak düşünülmelidir. Bugün Türkiye de demokrasinin temel koşulu olan düşünce ve anlatım özgürlüğünün demokratik rejime uygun bir tarzda düzenlenmeyişi sonucunda kitap, gazete ve dergi toplatmalar, yazarlar ve gazeteciler için verilen mahkumiyet kararları gündemden eksik olmuyor.
301 ya da benzeri maddelerin yeniden düzenlenmesi de bir işe yaramayacak. Başta TCK nin 301. maddesi olmak üzere düşünce özgürlüğünün önündeki tüm engellerin kaldırılması gerekiyor.
Düşündüğünü özgürce söyleyebilme insan olmanın koşullarındandır. Düşünce, etkileyici, dönüştürücü ve değiştirici bir işleve sahiptir. İnsanın davranışlarına ve eylemlerine yansır. Bu durum toplumun gelişmesini, çağdaşlaşmasını istemeyenler için düşünceyi kısıtlamaya yeterli bir sebeptir. Kendi çıkarlarıyla toplumun gelişmesi arasında karşıtlık yaratan bu durumda değişik düşüncelerin yayılmasına karşı durmaları gerekecektir. Bunu açıkça, açık yüreklilikle söyleyemedikleri, ortaya koyamadıkları için, kendilerini değil de devleti, milleti korumaya çalıştıklarını ileri sürerler, Türklük aşağılandı... Ülke bölünüyor... Devlet elden gidiyor... tellalığı yaparlar. Düşünce farklılığını düşmanlığa dönüştürür, vatan haini yaratır, hedef gösterir, tatta bir tetikçi bulur ve katlederler.
Toplumsal ve siyasal sistemi denetimi altında tutanlar, mevcut sistemin meşruluğunu benimsetmek ve onu sürekli kılmak için ülke içindeki tüm bilgi alışveriş ve kitle iletişimini de elinde tutma ve denetimi altına almayı isteyecektir. İşte son dönemde düşünce özgürlüğünü kısıtlayan ve tartışmalara neden olan 301 de bu mealde bir madde.
Devletin merkeziyetçi, hantal yapısı ve yöneticileri ile toplum arasında yabancılaşma giderek derinleşiyor. Çağın gerisindeki yasalar toplum gerçeğine artık dar geliyor.
***
Yasama, yürütme ve yargı erki zaten ellerindedir. Gelsin yasaklar, içeri tıkılsın aydınlar ve sürsün yalan, talan düzeni. Oysa devleti devlet yapan fonksiyonlarından biri de siyasi otoritenin kendi görüşünün dışına taşan görüşlerin de seslendirilmesine olanak sağlamaktır.
Düşünce, etkileyici, dönüştürücü ve değiştirici bir işleve sahiptir. Bilimde ve sanatta sorunun özü, düşünce ve anlatım özgürlüğüne dayanır. Devlet kendini ancak belli eylemlere karşı korur, yazarını, düşünürünü bu yüzden cezaevine koymaz. Düşünceye karşı düşmanlık olmaz, ona yine düşünceyle karşılık verilir.
***
Devletin kendi vatandaşlarını farklı düşünce ve görüşlerinden dolayı bastırma, imha ve inkar etmesi ne devlete ne de topluma bir yarar getirmeyecektir. Tarih bizlere, temel insan hakları için mücadele eden toplumsal uyanışın çağdışı yasaklarla ve yasalarla bastırılamayacağını defalarca göstermiştir.
Demem o ki; toplumu ve toplum hayatını kıskaç altına alan zihniyete ve yasaklara karşı, uyanık ve uyarıcı olmak, cesur ve mücadeleci olmak zorundayız.
KESK E ULUSLARARASI DESTEK EPSU nun Genel Serketeri Carola Fischbach-Pyttel ve PSI nin Genel Sekreteri Peter Waldorff, birleşme önerisini farlkı Yürütme Komitelerine sunarak, EP
KÜRTLER SİYASİ BİR MUHATTAP ARIYOR Türkiye Barış Meclisi nin Bilgi Üniversitesi Dolapdere Kampusu nda düzenlediği "Çözüm İçin Diyalog Konferansı" 3. oturumu tamamlandı. Türkiye Barış Me