Ahlak anlayışı ve kavramı felsefenin temel tartışma konularından birisi olmuştur daima. Denebilir ki ahlak için en sert söylemleri Nietzsche söylemiştir. Onun söyledikleri ahlaksızlığa çağrı değildir elbette. Ama ahlak kurallarının ne şekilde geliştirği ve toplumda kanunlaştığını anlamamız açısından önemlidir.
Türkiye son zamanlarda hiç olmadığı kadar şiddet ile karşı karşıya. Son bir kaç yıldır şiddet ülkede yaşayanların ağzından burdnundan geliyor. Hergün belki yüzlerce taciz, onlarca cinayet, tecavüz sayısı hesaplanamayacak kadar çok hırsızlık, kapkaççılık ve adli vaka ile karşı karşıyayız.
Tam bir kanunsuzluk hüküm sürmeye başladı. Mevcut yasalar kimi suçlara davetiye çıkarırken kimi, kimi suçlara zorlarken aslın hiç olmayan, olmaması gereken suçlarda yaratıyor. İşte TCK’nın 301.maddesini bu aslında olmayan suçlar bağlamında değerlendirebiliriz.
Geldiğimiz noktaya birden bire gelmedik elbette. Özellikle son 5 yılda ve genellikle en muhafazakar kesimden çok ciddi “ahlaksızlık”lar deşifre oldu. Öyle ki bütün yapı bunların gizli kalmasını, taciz, tecavüz ve istismarın gizli kapaklı sürmesine uygun iken, artık bu iğrençliklerin ne önüne geçilebiliyor, nede gizli kalması sağlanabiliyor.
Toplumsal patlama bizde böyle oluyor demekki...Polisler istediğini vuruyor, istediğini tutukluyor, ama Deniz Feneri, Hüseyin Üzmez, Şaban Dişli gibi vakalar gözlerimizin içine baka baka bizi kandırmaya devam ediyor...
İstanbul’da son günlerde peş peşe bar cinayetleri işleniyor. İşsizlik aldı başını gidiyor. Bütün ülke kan revan içinde. İğrençlikler diz boyu. Bu yapı daha fazla sürdürülemez, tarihte örnekleri çoktur ya Türkiye’ye bakınca Abd’nin Irak’ı işgalindeki ilk zamanları görüyorum. Düzen, intizam kalmamış. Herkes yakaladığını alt etme telaşında. Bu telaş bu zihniyet cinayetlerin, taciz ve tecavüzlerin dayanak bulduğu tek bir nokta var, o da vahşi kapitalizm... |