Bu satırlar yazılırken Başbakan Moskova’ya doğru yola çıkmıştı.Ülkedeki sorunları hal eden başbakan Rusya ve Gürcistan arasında arabuluculuk yaparak bu uluslar arası sorunu da çözmeye soyundu.Yani içerde iyice sıkışan başbakan uluslar arası bir başarı ile içerdeki başarısızlığını örtme çabasına girişti.O kadar umutsuz olmalı ki Putin telefonuna çıkmamasına rağmen bu yolculuğa çıkıyor.(gerçi bunu da yalanlamıştı)
Hatırlayalım..
Kürt sorununu 12 milyar dolarlık GAP yatırımı yoluyla çözdü başbakan(gerçi aradan geçen zaman içinde hiçbir somut adım atıldığını duymadık ama olsun)Sonra ,Almanya da “asimilasyon bir insanlık suçudur” dedi ve Kürtçe konuşanların dillerini serbestçe kullanıp mesela bu dille eğitim alabilmelerini yasaklamaya devam etti.
Halen dünyanın en yüksek faiziyle borçlanan ülkesi iken,içerdeki sıkışıklığının da etkisiyle faizleri daha da yükseltti.(Cari açığı ancak bu yolla kapayabiliyor çünkü) Böylece,ekonomideki “başarılarını” sürdürmeye devam etti.Daha önce Özelleştirmelerden ve yüksek faizle borçlanarak gelen dış kaynaklarla “ekonomik başarı” sağlıyordu. Bu yıl özelleştirme geliri bütçe açığına ciddi bir yama olacak düzeyde olmadığından geriye sadece yüksek faizle borçlanmak kaldı.
Öte yandan soruşturma,gözaltına alınma furyalarının başında da söylediğim gibi,Ergenekon soruşturması da gerekli uzlaşmalar sağlandığı için artık rahatça tavsayabilir.Zaten yakında basının da gündeminde düşer ufak ufak.Böylece daha önce Susurluk ve Yüksekova da olduğu gibi bu sorun da hal edilmiş olur.Çeteleri,darbecileri,cinayet işleyenleri kürt-türk çatışması çıkarmak isteyenleri soruşturuyormuş gibi yapmak az bir başarımıdır soruyorum size?
Zaman zaman Genel Başkan yardımcısı Edibe hanım gibilerle okullara ibadethane(yani cami) ve “gençleri muzır tehlikelerden koruma tedbirleri” getirmek gibisinden yasa tasarısı çalışmaları ile müsait ortam olup olmadığının yoklamalarını yapmaya devam eder.Öte yandan alttan alta il-ilçe milli eğitim müdürleri,belediye başkanları,kuran kursu yöneticileri,kendine uygun hale getirdiği YÖK’ u gibi sayısız araçla ülkeyi amaçladığı “düzen”e doğru götürmeye devam ederek toplumsal başarılarını da ihmal etmemiş oluyor.
Ölüm tersaneleri sorununu bir yönetmenlik çıkarmak suretiyle zaten hal etmişti.(önceki gün de 3 işçi hayatını kaybetti ama olsun)
Yaklaşan yerel seçimlerde ise karşısında gerçekten bir muhalefet olmadığından ve “ülke’nin sahipleri” gerçek bir muhalefet istemediğinden zaten kazanıp başarılı olacaktır.
E yani bütün bu başarıları bir uluslar arası başarı ile de taçlandırmak gerekmez’ mi sizce de?
|