CANNES - Bu filmler arasından ise Michael Heneke’in ‘Beyaz Kurdelesi’, Jacques Audiard’ın ‘Bir Peygamber’i, Quentin Tarantino’nun “İnglorious Basterds”ı ‘Altın Palmiye’ye yakın duran filmlerin başından geliyor.
Her yıl olduğu gibi bu yılda büyük bir heyecan ve coşkuyla başlayan 62. Cannes Film Festivali yarın akşam düzenlenecek ödül töreniyle son buluyor. Dünyanın bu küçük kasabasında 10 gün boyunca devam eden sinema şenliğinde çok sayıda film izleme olanağı bulduk. Bu filmler arasında daha öne bu kıyı kasabasında “Altın Palmye” kaldırmış; Ken Loach, Jane Campion, Quentin Tarantino, Lars Vor Trier, gibi isimlerin imzasını taşıyan filmler olunca daha ayrıcaklı oluyor.
MUTLAKA BİR ÖDÜL ALIR
“Das Weisse Band” (Beyaz Kurdele) filmiyle bu yıl Cannes’a gelen usta yönetmen Michael Haneke, “Altın Palmiye” ödülü için en iddialıların başından geliyor. Çektiği son filmi “Beyaz Kurdele” isimli son filmiyle yine herkesi şaşırtan yönetmen, gerek güçlü hikayesi gerek ise oyuncuların performansıyla göz kamaştırıyor. Buna Christian Berger’in siyah beyaz kareleri eklenince tam anlamıyla şiir tadında bir eser ortaya çıkıyor. Dramatik bir hikayeyi gizemli bir dille anlatmayı beceren Heneke, burada bir ödül ile ayrılacağı bekleniyor.
İDDİALI BİR FİLM: BİR PEYGAMBER
“Altın Palmiye” için bir diğer güçlü aday ise; ünlü Fransız yönetmen Jacques Audiard’ın “Bir Peygamber” filmi. Bu film, 57 yaşındaki yönetmenin 5’nci filmi. Fransa’daki cezaevlerinde suçlu iki grubun hesaplaşmasını perdeye yansıtan yönetmen, bunu Arap kökenli Tahar Rahim isimli bir gencin penceresinden irdeliyor. Yönetmen her ne kadar basın toplantısında, ”Ben cezaevlerinin sorunu ele almadım. Sadece iki grubun hesaplaşmasının filmini yaptım” dese de, filmde Fransız cezaevlerindeki yaşanan sorunları yalın bir dille eleştirildiği göze çarptığı bir gerçek. Film, daha 19 yaşındayken bir polisi öldürmek suçundan yakalanan Tahar Rahim’in öyküsünü anlatıyor. Sinemada yeni bir yüz olan Rahim, gösterdiği performansla “En iyi Erkek” oyuncu taliplisi olarak görülüyor.
TARANTİNO İKİNCİ KEZ ‘ALTIN PALMİYE’Yİ ALACAK MI?
Kimisine göre O, “Beyaz perdenin sıra dışı ismi” kimisine göre ise O, “Hollywood’un şımarık çocuğu.” Sonuç olarak kim, ne derse desin, Quentin Tarantino, deyim yerindeyse kurtlar sofrası sayılan Hollywood’da kendisine önemli bir yer edindiği gerçek. Cannes’da gösterilen son filmi ''Inglorious Basterds'' da bu koltuğunu gün geçtikçe daha da sağlamlaştırmasına benziyor.
Hitler'in İkinci Dünya Savaşı'nda Paris'te bir film galasında öldürülmesini konu alan filmde, Prad Piit ve Diane Kruger, gibi ünlü oyuncuların yer almasıysa bütün dünyada filme ilginin bir kat daha artırıyor. Bunu Cannes’da da gördük. Özellikle aynı anda bir kaç salonda gösterilen filme olan ilgi şimdiden gişe rekorları kılacağının sinyallerini veriyor. Film, eleştirmenler tarafından “Altın Palmiye”nin favoriler arasında gösteriliyor.
Cannes’da “Altın Palmiye” için yarışan Yeni Zelanda’lı yönetmen Jane Campion’ın filmi “Bright Star” ise görsel çekiciliğiyle “En İyi Görüntü” dalında güçlü favoriler arasında gösteriliyor. Şair John Keats ile Fanny Brawne’ın aşkını anlatan film, mistik bir aşk filmi. Greig Faraser’in imzasını taşıyan görüntüler, huzur verici, sinema hastası olanlar için bir nevi terapi görevini görüyor.
Bu filmler, yazılanlar, çizilenler, biz sinema yazarları ve eleştirmenlerin beğendikleri… Ancak son sözü tabiki Jüri verecek.
ANF NEWS AGENCY
Festivale bu yıl 40 bini aşkın sinema severlerin ve sinema sektörü temsilcisinin katıldığı tahmin ediliyor.
Altın Palmiye için yarışan filmler şöyle:
• Alain Resnais "Les herbes folles", • Jacques Audiard "Un Prophète", • Xavier Giannoli "A l'origine", • Gaspar Noe "Soudain le vide", • Quentin Tarantino "Inglorious basterds", • Ken Loach "Looking for Eric", • Lars von Trier "Antichrist", • Michael Haneke "Le ruban blanc", • Pedro Almodovar "Les Etreintes brisées", • Isabel Coixet "Map of the sounds of Tokyo", • Marco Bellocchio "Vincere", • Jane Campion "Bright Star", • Andrea Arnold "Fish tank", • Johnnie To "Vengeance", • Lou Ye "Spring Fever", • Philippin Brillante Mendoza ''Kinatay'', • Park Chan-wook ''Bak-Jwi'', • Ang Lee,"Taking Woodstock'', • Tsai Ming-Liang ''Visage'', • Elia Suleiman "The time that remains"
1939'DAN BUGÜNE CANNES TARİHİ Tarihinde ilk kez bir animasyon filmiyle açılan festivalle ilgili bazı bilgiler şöyle:
• 1939 yılında Venedik Film Festivaline alternatif olarak başlatılan Cannes Film Festivali, İkinci Dünya Savaşı'nın çıkması nedeniyle 1946 yılından beri her yıl düzenleniyor. 1948 ve 1950 yıllarında ise yeterli fon bulunamaması sebebiyle düzenlenemedi. • 1949 yılında film yıldızları ilk kez festivale katılmaya başladı. • 1953 yılında Brigitte Bardot'un katılımıyla festivale ilgi arttı. Bir yıl sonra oyuncu Simone Silva fotoğrafçıların karşısında bikinisinin üstünü çıkararak festivalle ilgili bir gelenek başlattı. • 1968'deki festival, öğrenci ve işçi olayları sebebiyle iptal edildi. • 1993 yılında, Jane Campion ''Piano'' adlı filmiyle Altın Palmiye kazanan ilk kadın yönetmen oldu. • 1997 yılında festivalin 50. yılı şerefine İngmar Bergman'a Yaşam Boyu Başarı Ödülü verileceği açıklandı. Bergman törene katılmadı. • 2004'te festival kapsamında "oyunculuk dersi" başlatıldı. İlk dersi, İsveçli aktör Max Von Sydow verdi. • 2008 yılında Nuri Bilge Ceylan En İyi Yönetmen Ödülü'nün sahibi oldu.
Laurent Cantet, "Entre Les Murs" (The Class) adlı filmiyle Altın Palmiye ödülünü kazandı, Paolo Sorrentino yönettiği "Il Divo" ile jüri özel ödülüne layık görüldü. NTV
|