Neredeyse bütün iletişim araçlarını kontrol eden ve basın araçlarını tekelleştirerek dilediği gibi kullanan holding medyasına yalnızca burjuva medyası demek az kalır aslında. Ki kendileri kapitalist bujuvanın sesi ve kendisi olmaktan şikayetçi değiller aksine orada olmaktan gurur duyuyor ve orada kalmak için bütün güçlerini kullanıyorlar...
Hürriyet, Milliyet, Kanal D’yi elinde tutan bu medyalardan en büyüğü, kendilerine rakip olarak gördükleri, iktidar ile ilişkisi sayesinde bu büyük pastadan pay alan öteki medya ise onunla her konuda yarışır bir konumda...
Bu medya bazen öyle haberler yapıyor ki şaşırıp kalıyorsunuz. Şaşkınlık bu haberlerin doğru, tarafsız, özgün yada kamu yararına olmasından kaynaklanmıyor. Şaşkınlık yaratan şey, bu haberleri normalde ellerindeki bütün imkan ve araçlara rağmen durup dururken yayınlamayacak olmaları.
Örnek çok ya, bugun Milliyet gazetesinde bir haber vardı. Haber Başbakan’ın Güneydoğu gezileri sırasında, güneydoğulu yurttaşların gerçekleştirdiği eylemlere katılan çocuklarında bu eylemlerde polise taş atmaları, tutuklanmaları ve bu çocuklar hakkında 28 yıl hapis cezası istenmesi ile ilgiliydi. Gazete bu çocukların yaptığı şey terör ise Yasin Hayal’in Mc Donalds’a bomba atmasının nasıl terör olmadığını soruyordu.
Benzer bir ilgiyi Engin Ceber’in katledilmesinden sonrada gördük. Son bir yıldır farkındaysanız bu tekelci burjuva medyası daha önce yalnızca sol ve demokrat basında yer bulan haberlere de sayfalarını açmaya başladılar. Tabii arada kimimiz daha pragmatik bir yaklaşarak “e ne var bunda, böyle haberler yapmaları iyi değil mi?” diye düşünebilir. Fakat biliyoruz ki kazın ayağı öyle değil. Keşke temiz ve ‘doğru habercilik’ adına yapılıyor olsaydı bunlar. Ne yazık ki bu haberlerin ve göstermelik duyarlılığın sebebi uzunca bir süredir çatıştıkları iktidarla bir savaş aracı olarak kullanma gayretidir.
Yine Hüseyin Üzmez olayını yakından hatırlıyoruz; gün boyu tv ve gazetelerinde kadın ve çocukları istismar eden, buna yönlendiren, kadını bir meta gibi kullananlar Hüseyin Üzmez üzerinden kirli savaşlarını sürdürdüler. Buradan sakın kimse Hüseyin Üzmez’in ne kadar iğrenç bir varlık olduğu gerçeğini unuttuğumu düşünmesin. Ama aynı medyanın en az Hüseyin Üzmez kadar ahlaksız olduğunu da biz unutmayalım...
Bu medya, bu holding, bu burjuva, bu iğrenç medya iktidarla iyi geçindiği zamanlarda daha nice haberi görmezden gelerek polis devletinin işini kolaylaştıran medyadır. Bu medya kendi savaş ve çıkarlarına insanlığın bütün değerlerini alet etmekten çekinmeyecek kadar hasta bir medyadır. Bu medya hem Akp’yi başımıza musallat eden, hemde çıkarları çakıştığı için bütün yol ve yöntemlere başvuran medyadır.
Bunlardan asgari bir ahlak ve dürüstlük beklemek çok büyük bir saflık olur. İşte bu gazeteleri okurken, bu tv’leri izlerken bu hastalıklı, aç gözlü, kirli savaşlarını her zaman göz önünde bulundurmak gerekir.
KESK E ULUSLARARASI DESTEK EPSU nun Genel Serketeri Carola Fischbach-Pyttel ve PSI nin Genel Sekreteri Peter Waldorff, birleşme önerisini farlkı Yürütme Komitelerine sunarak, EP
KÜRTLER SİYASİ BİR MUHATTAP ARIYOR Türkiye Barış Meclisi nin Bilgi Üniversitesi Dolapdere Kampusu nda düzenlediği "Çözüm İçin Diyalog Konferansı" 3. oturumu tamamlandı. Türkiye Barış Me