Bir cinayeti işlemek için kaç neden gerekir?
Düşünüyorum. Bir cinayet işlemek için bir insana kaç neden gerekir. Ne gibi şeyler götürür insanları cinayet işlemeye? Cinayet işleme noktasına gelmiş bir psikoloji için caydırıcı nedenler olabilir mi? Peki ya bir cinayet işlemenin bedeli, o cinayeti işlemeye değecek kadar mıdır? Yani cinayet işlendikten sonra toplumun vicdanı neyle rahatlar?
Mardin’in Mazıdağı ilçesi, Bilge köyünde bir cinayet işlenmedi. Bir aile katledildi. Dar anlamda anne-baba ve çocuklardan oluşan aile değil. Daha geniş, amca, yeğen, gelin, torun ve çoluk-çocuk!
Yukarıda sıraladığımız sorular bir cinayeti işlemek ile ilgiliydi. Peki ya 44 kişiyi katletmek için bu soruları kaçla çarpmak gerekir? Bir cinayeti işlemek için geçerli olan nedenler, bir katliamı gerçekleştirmek için de geçerli midir?
Mardin’de şahit olduğumuz katliam toplumun ekonomik, toplumsal, kültürel ve psikolojik olarak varmış olduğu cinnet halinin son noktasıdır. Bu cinnete götüren nedenler basitçe “töre” denilerek geçiştirilmek istendi. Oysa törelerin bile yazılı olmayan hukuk kuralları olduğunu düşünürsek böylesine insanlık dışı bir törenin dünyanın hiç bir yerinde var olduğunu düşünmüyoruz.
Mardin’de gördüğümüz vahşetin boyutlarından biri katliamı gerçekleştirenler ise, diğer boyutunu devlet ve devletin insana ve bölgeye yaklaşımı oluşturuyor. Devletin silahlı eğitim verdiği, silah ve mühimmat verdiği, arada bir işlediği suçları örtpas ettiği bu insanlar giderek birer ölüm makinasına dönüştüler. Bugune kadar korucuların karışmadığı adi bir suç kalmadı. Bu suçlar arasında dolandırıcılıktan, uyuşturucuya, adam kaçırmaktan cinayete kadar her şey var.
Devletin, kardeşi kardeşe vurdurttuğu bu koruculuk sistemi çok ciddi insanlık dışı sonuçlar doğurdu. Öncelikle korucu oldukları için, koruculuğu rededenlere karşı zaten yüzleri kızarık olan bu insanlar toplumdan dışlanmış ve ihanet damgasıyla yaşamak zorunda kalmışlardır. Bu ihanet psikolojisi onları daha arsızlaştırmış, sonuç olarak yaptıkları herşeyi silaha dayandırır bir hale gelmişlerdir. Köylerini terketmek zorunda kalanların topraklarına el koymuş, esrar yetiştirmekten, üsretmekten ve satmaktan, bilimum kaçakçılığa varan suçların hepsine bulaşmış insanlar...
Bırakın bir insanı, her hangi bir canlının yaşamını sonlandırmak o kadar zor iken, onlarca insanı öldürmek, ciddi bir plan gerektirir. Haksızlığa, yolsuzluğa, adaletsizliğe karşı çıkan herkesi “terörist” olarak damgalayan devlet, onlarca insanı yararlayarak öldüren bu canileri “töre” mağduru gibi göstermek için elinden geleni yapıyor. Sayısız insanın, sayısız defa izah etmesine rağmen medyada *çıkarılan makstlı bazı haberlerle “töre, namus, kız meselesi” etrafında dönüp duruyorlar. Oysa terör tam olarak budur. Sol örgüt ve partilerin en küçük eylemine “terör” damgası vuran burjuva medyası Mardin’de işlenen cinayetlerin arkasındaki plan ve organizasyonun büyüklüğünü görmezden geliyor. O kadar ki soylarını kuruttuktan sonra Pkk’nin bir eylemi olarak göstereceklerdi. Yani Pkk’nin “terörist” bir eylemi olacaktı. Ama bu cinayetler Pkk’ye yıkılamayınca “terörist eylem”den çıkıp “töresel eylem”e dönüştü!
Birazda bu terör olayının sonuçları üzerinde duracak olursak, saldırıya şahit olan, anne-babasını ve yakınlarını kaybeden çocukların psikolojileri ve bundan sonra görecekleri eğitimin çok önemli olacağını düşünüyoruz. Bu çocuklar büyüyüp elleri silah tutacak yaşa geldiklerinde hala bu koruculuk ve savaş sistemi içerisinde bulunuyorsak, elbette ki bu çocuklarda bu sistemin birer elemanı haline gelecektir. Umarız ki önümüzde ki onyıllarda bu çocukların içerisinde olacağı benzer olaylar ve katliamlar yaşanmaz. Çünkü bu olay töre değil, terör olsa da, aynı sistem psikolojisinde büyüyen bu çocuklar töreleri devreye sokabilirler.
Bir ihtimal daha var ki umudumuz o dur; bu çocukların daha bilinçli evrilmeleri ve bu kirli düzene, feodaliteye, koruculuğa ve adaletsizliklere karşı çıkmalarıdır.
*Taha Akyol ve benzerleri! |