Aradan geçen sürede katil bulunmadığı gibi, Şenyuva ailesinin tüm çabalarına karşın dava zaman aşımına uğradı. Hakan Şenyuva’nın katli, 12 Eylül öncesinin hala hatırlarda kalan siyasi cinayetleri arasında yer alıyor.
Zanlı “bir türlü yakalanamadı” Oğullarının öldürülmesinin üzerinden tam 30 yıl geçmesine karşın, Şenyuva ailesi, her sene verdiği kimi ölüm ilanlarında, katil zanlısının adını, fotoğrafını ve bilinen en son adresini bildirmesine karşın, firari katil zanlısı Söylemez, aradan geçen 30 yılda mahkeme kararlarına karşın “nedense bir türlü yakalanamadı”.
Cinayetle ilgili soruşturma sonrasında dava ilk olarak Askeri Mahkeme’de açıldı ve yargılanan tüm sanıklar delil yetersizliğinden 5 yıl içerisinde beraat etti. 1985 yılında ise Ankara’da sıkıyönetim kalkıp, dava dosyası Diyarbakır’a gönderildi. Diyarbakır Sıkıyönetim Komutanlığı’nda dava dosyasını inceleyen bir askeri savcı, sanıkların verdiği ifadelerde adı “ateş eden” olarak geçen Söylemez hakkında suç duyurusunda bulundu ve yargı süreci kapanmaktan kurtuldu.
Bir adaletsizlik ve hukuksuzluk öyküsü Mahkeme, 1984’ten 2004’e kadar geçen yargılama sürecinde, gıyabi tutuklu Söylemez’in yakalanmasına hükmetti. Ancak Şenyuva ailesinin yıllardır verdiği ölüm ilanlarında bildirilen adreste ikamet ettiği ileri sürülen zanlı Söylemez bir türlü “bulunamadı”. Dava Nisan 2004’te zamanaşımına uğrayarak Türkiye hukuk tarihine bir hukuksuzluk ve adaletsizlik örneği olarak geçti.
Zanlı destek ve yardımla yurtdışına kaçırıldı Hakan Şenyuva’nın babası İ. Hakkı Şenyuva ise, kendisiyle yapılan bir söyleşide, zanlı Söylemez’in önce Kıbrıs’a oradan da Almanya’ya kaçırıldığını anlattı. Ölüm ilanları vererek konuyu gündemde tutmaya çalışan Şenyuva ailesi ayrıca cumhurbaşkanlığı, TBMM ve çeşitli bakanlıklara zamanaşımı uygulamasının “katil zanlıları ve hortumcular” için kaldırılması yönünde çağrılarda bulunmasına karşın herhangi bir sonuç elde edemedi.
Şenyuva ailesi verdiği ölüm ilanlarında, zanlı Söylemez’in yargılama süresince yakalanması için gerekli gayretin gösterilmediğini, aranmadığını, ayrıca destek ve yardımla yurtdışına kaçırılmasının sağlandığını ifade ediyor.
Cebinde şu sözler bulundu… Şenyuva, döneminde “sınır” olarak kabul edilen Ankara Üniversitesi Cebeci Kampusu çevresindeki Topraklık Mahallesi’ne önceden yerleştirilen bir faşistin saldırısı sonrasında 19 Haziran 1979 tarihinde yaşamını yitirmiş, cebinde ise “Tuttuk, gurbet ile sattık anayı, babayı… Hasret içimizde, gizimiz bir kuru ekmek…” sözleri bulunmuştu.
Sendika.Org
|