Kapitalizm; sanatı ve sanatçıyı toplumdan koparmaya çalışmıştır. Sanatı ve sanatçıyı; halkı uyutmak için, kendi hizmetine sunulmuş bir sömürü aracı olarak görmüştür hep. Böyle gördüğü içinde, muhalif olmayan her türlü sanatın ve sanatçının önünü açmış yol vermiştir.
Medyasında, saatlerce, toplumun yozlaştırılması; bireyci ve bencil bireyler oluşturulması için müzik programları, sanat programları yaptırmıştır. Yozlaştırmak için, sadece müzik yayını yapan kanallar kurmuştur. Batılılaşma, çağdaşlaşma adı altında topluma pop kültürünü dayatmış, halkın öz kültüründen uzaklaşması için sanatı ve sanatçıları kullanmıştır.
Kendine, halkına yabancılaşmış, halk düşmanı sözde sanatçılar sanat üretme adına, kendilerini kapitalizme sunmuş, sunarken de sanatı katletmişlerdir. Bunların ömürleri de çok kısa olmuş, eskiyenlerin yerini yenileri devralmıştır.
Oysa her şeyde olduğu gibi sanatta ve sanatçıda toplumun, hayatın içinden olmalıdır. Yoksa üretemez, nitelikli eserler ortaya koyamaz. Ne kadar halkın içinde, ne kadar mücadelenin içindeyse o kadar üretken ve o kadar nitelikli eserler verebilir sanatçı. Nitelikli sanat kalıcıdır.
Ülkede, nitelikli eserler üreten çok az sayıda sanatçı var. Parmakla gösterilecek kadar az. Ruhi Su onlardan birisidir. Onun yolundan Grup Yorum bayrağı alıp, yola devam etmiştir.
Grup yorum; yıllarca halkın sesi, soluğu olmaya devam etmiş, inadına direniş demiştir. Her çıkarttığı kasetle mücadelenin sıcaklığını; emekçilere, öğrencilere, baş kaldıranlara taşımıştır. Grup Yorum; nerede bir direniş var, orada halkla beraber saf tutmuştur.
Egemenler ve onların uşakları; Grup Yorum’un ürettiği müziğe, sanatına sürekli saldırıp, halkın gözünde küçültmeye, yok etmeye, hafife almaya, marjinalleştirmeye çalışmıştır. Yıllarca, basında, TV kanallarında çıkmalarına yasak konmuş; özellikle Grup Yorum’a özel bir saldırı politikası izlenmiştir. Âdete yasaklı ilan edilmiştir. Bunlarda yetmemiş, konserleri keyfi bir şekilde engellenmiş, dinleyicisiyle buluşmasının önü kesilmiştir. Bu yasak koyma, yok sayma hala devam etmektedir.
Grup Yorum; her defasında bu baskılardan, yok saymalardan, yasaklardan güçlenerek çıkmasını bilmiş, halkın gönlünde taht kurmuştur. Her evde kasetleri, CD’leri dinlenmiş; sahiplenilmiş; başkaldırının, direnişin sembolü olmuştur.
Sanatta; üretken olmak kolay değildir. Birçok sanatçı ve müzik gurubu; adeta bir hortum gibi yutan, yok eden müzik piyasasında, bir bir yok olmuş, unutulmuş, silinip gitmişlerdir. Birçok sanatçı, üretilen değerleri, süreç içinde tüketmiş, yeni ürünlerde ortaya koyamamıştır.
Grup Yorum; bu anlamda da, dimdik ayakta durmasını bilmiştir. Hala, aranan, dinlenen grup olma özelliğini sürdürmektedir. Çünkü halkın içindedir, halkın kendisidir Grup Yorum. Üretim damarları hiç kurumamıştır. Cezaevleri, grevler, boykotlar, eylemler, işçiler, emekçiler üretim kaynaklarıdır Grup Yorum için. Buralardan beslenmiş, onlarla bütünleşmiş, büyümüş, ülke sınırlarını aşıp, dünyaca tanınan bir müzik grubu olmuştur.
Üretmek mi? Evet! Üretirsen varsın. Ürettikçe varsın. Bu da mücadelenin birebir içinde olmakla ilgili bir durumdur. “Haydi, bir şey üreteyim” demekle üretilmez sanat. Üretilseydi; Ülkede herkes sanatçı olurdu. Nazım Hikmet; zindanlarda yatmasaydı. Ömrünü, mücadeleye adamasaydı, bu kadar üretken ve de evrensel boyutta şiirler yazabilir, ölümsüz olabilir miydi?
“Başeğmeden” de; grup Yorum’un, diğer kasetleri gibi özenle hazırlanmış, sanatsal ve toplumsal sürecin aynası olmuş ve emekçi halkın beğenisine sunulmuş bir kaset. Her eser, farklı bir süreci taşımış yüreklere. Sözlerle, müzik bütünleşmiş. Sloganik, kuru, kulak tırmalayıcı bir kısırlığa düşülmemiş; müzikte ve sözde kalite yakalanmış.
“Başeğmeden” isim olarak ta sürece uygun düşmüş. Kaset Kapağı da, kasetin ismiyle örtüşmüş. Kısacası, Grup Yorum’a yakışır bir kaset ortaya çıkmış.
Yolun açık olsun Grup Yorum. |