29 Mart seçimleri ardından Ülkede seçim yorumları başladı. Gazeteciler, siyasetçiler kanalların ekranlarına taşındılar. Herkes bir şeyler söyledi. Siyasi parti merkezlerinden canlı yayınlar yapıldı. Her parti kendince seçimi değerlendirdi.
Bu seçimde iktidar partisinin eridiği gözlendi. Muhalefet azda olsa oylarını artırdı. Özellikle güneydoğuda DTP sildi süpürdü.
Bu gün gazetelerdeki köşe yazarlarının seçim yorumlarını okudum. İlginç yazılara rastladım; onlardan biri araştırma şirketinin de sahibi olan Tarhan Erdem; “bu seçim sonucu istikrarsızlık yaratabilir” diye yazmış. Ülkede yüzyılın ekonomik krizi yaşanırken nasıl bir istikrarın olduğundan söz ediyor anlamadım doğrusu.
Bunun yanında, “hükümet yok oldu, bitti” diye yazanlar olmuş. Demek ki yüzde otuz dokuzu az görüyorlar. Yine, “halk hükümeti uyardı” diyenler var. Bunun yanında, ekonomik krize karşı bu kadar oy almayı bir başarı olarak değerlendiren köşe yazarları olmuş.
Bu değerlendirmeler, gazetelerin siyasi tercihine göre de şekillenmiş birazda. Yine, kanallarında kendi siyasi tercihlerine göre seçim sonuçlarını değerlendirdiklerini; iktidara yakın veya muhalif olma kriterine göre konuk seçimi yaptıklarını kanalların yorumunu dinleyince anladım.
Medyada durum böyleydi.
Peki, seçim sonuçlarına bakıldığında neyi görmeliyiz?
Bir kere, Ülkede ciddi bir sağ seçmenin olduğu gerçeği kabul edilmelidir.
Tercihlerin sağ partiler arasından yapıldığı gerçeği unutulmamalıdır.
Bu temel tespitten sonra, oy dağılımlarının çokta sürpriz olmadığı sanırım net olarak anlaşılacaktır.
Ülkede, bu günkü seçmen yapısı ile bir sol partinin alternatif olma ihtimalinin çok düşük olduğu gerçeği kabak gibi ortadadır.
Kıyı bölgelerindeki oy dağılımından, seçmenlerin hala Cumhuriyeti sahiplenmek veya korumak gibi değerlerle oy verdiği anlaşılmaktadır.
Bu anlamda, 29 Mart seçimleri ülkemize özgü bir seçimin bir tekrarı olmuştur.
Kitle partileri tercih edilmiştir.
Sosyalist partiler binde birlik oy oranlarını korumuşlardır.
İslami kesim ve muhafazakâr kesim iktidar partisine yine destek sunmuştur.
Bu tespitler halkımızın tercihlerini, inançlarını ve değerlerini algılamak ve görmek açısından önemlidir.
Birde, “vermeden almak” diye bir söz vardır. Halka bir şey vermeden ondan bir şey almanın zor değil imkânsız olduğu gerçeği anlaşılmalıdır.
Yıllardır ekilen sağ ve gerici zihniyetin bir meyvesidir bu sonuçlar. Özal, Demirel ve Çiller’in emekleri az değildir.
Hep vermişlerdir…
Vermeden almak çok zordur.
İktidar olmak isteyenlere duyurulur! |